7 Mayıs 2013 Salı

akışıyoruz negzel.

Bugün ayın 7siii. Evet! Hatta saat 18:30 falan. Aybik: 'bu sınır koşullarını neye,nasıl... napıyoz lan?' diye çemkirmekte. Leia, Aybik'in ayak parmaklarına hayranlıkla bakıp takip ediyor. Bonbon ise fanusun camına sürekli kafasını vuruyor. Sabah sese uyanıp, 'öleceksin salak, yapma' dedim. Dedim de dinlemedi. Fanusunu kırıp da baş ucumdaki bilgisayara su getirmesin diye fanusu yere koydum. 'uykum var hacı. Ölürsen de napalım?' dedim. Yaşıyor. Suyun içinde nefes alarak yaşamak mükemmel bi şey. farkında değil. Evet, fazla uyuyorum ve halen sinirliyim. 
İsteseydim tüm bunları ingilizce yazardım. İstemedim.

11 Mart 2013 Pazartesi

if you're feeling sinister


Bütün aitlik eklerimi kaybettim. Bu çoğunlukla popomun üzerine oturamadığım zamanlarda olur. Oturamadım, kalktım çay demledim. Efkar yaptım. Aybik lan sana ne? Gerçek bi tokat yedim, yarasın. Çay da yarasın. Çünkü ben kamp kurma aşamasındayım. İyi ki varsın. İyi ki mağaram var. İyi ki. 

26 Ocak 2013 Cumartesi

hacim değil de başka bi şiy


Bi  insan ortalama bi matematik sorusunda hacmi sıfır buluyosa yanlış çözüyodur. Eğer o insan soruyu ikinciye çözdüğünde yine sıfır buluyosa yine yanlış çözüyodur. Ve üçüncüde de bu tekrarlanıyosa inanın yine yanlış çözüyodur.
Hayatımı hep sorguluyorum, acaba hacimlerin benimle alıp veremediği ne diye? Hiç demedim neden yanlış çözüyorum diye. Gelin hayata bakış açımı siz çözün… 

24 Ocak 2013 Perşembe

6 mil.


Midem bulanıyo olabilir,egzamalarım da olabilir.ama çok huzurluyum. Oysaki sabah tansiyonum yüzünden burnum kanamıştı.
Kendimi sevecen hissediyorum birazdan makası alıp saçlarımı kesebilirim. Kısa değil, çok kısa değil.
Hep diyorum, odama bi havuz lazım. Bir de aspiratör. Kamp kurdum. 

16 Ocak 2013 Çarşamba

bukızsinirli.


Her insan gibi ben de ağlamayı özlüyorum. Çünkü gayet normal bi insanım. Canım sıkıldığında kaplumbağamın yüzüşünü seyredip, hayattaki en tatlı şey bi kaplumbağa dediğim gibi moralim bozulduğunda da ağlayıp açılayım bi diyorum. Beni ağlatacak şeylerin peşinden koşuyorum. Çok aşağılayıcı bi hareket, biliyorum. Vurgun yedim. Çok sinirlendim, çok hırslandım. Korkulacak bi şey yok.  

1 Ocak 2013 Salı

Again&again



Düşüncelerim durgunlaştı. Tam da şuan.
Yaşam koçu mu tutsam, parası neyse verip kendimi mi klonlatsam veya annemi hep yanımda mı tutsam,napsam?  
Küçücük minnacık hayatımda ne alengirler dönüyo da hepsinden neden haberim oluyo?  İnsan kendini nasıl harcar? Neden kendinin farkında olmaz?  Bunlara rağmen neden özgüven patlaması yaşar? Şu yukarıda saydıklarım ve değerli anneciğim acaba bunları bana cevaplayabilir mii? 
bi el atın abi.

26 Aralık 2012 Çarşamba

tanrı vicdan kavramını neden yaratmış?


Vicdanınızı rahatlatmak için ne yapıyosunuz? Ben oturup konuşurum kendimle. 20 yaşındaysan hayat zor diyorum.  Telefonumda hayatımdan daha fazla konuşma dakikam var. Ve böyle geceleri uyuyamıyorum. Hem de 3 hapa rağmen. Ya şimdi deyin, ben bu odayı niye bu kadar seviyorum? İkea eşyalarını mı, afişlerle dolu yanlarını mı, kapluşların yuvası oluşunu mu? Hayır, ya da tamam kapluşlar olabilir. Ama hayır. 5 gün çıkmasam da dinlensem diye seviyorum. Hasret oluşumdan. Edebiyat yapabilirim bunla ilgili çokca. Vicdan rahatsız.
-senle ben ikimiz,camdan evimiz.sesin çok uzak, tvdeki kız.-
Sıkıldım galiba.
Bye.